15 Ağustos 2012 Çarşamba

Bir sigara nelere kadirmiş demek ki.
Şöyle bir şey geçti başımdan, anlatayım size de.

Alıveriş merkezine gittik, ablam teyzem eniştem ve kuzenlerimle. Uzun süren mağaza gezme faslından sonra iftar oldu tabi. Oturduk yemek yemeye. Yedik de. Ama içeride yedik ve benim sigara içmem gerek. Sigara içtiğimi de ablamdan başka bilen yok. Bir yalan makinesi olarak anında bir yalan buldum haliyle. Bi arakdaşımı görüdüm balkonda, siz gidin ben bi onu göreyim dedim ve ayrıldım. Giderken kahve de aldım, çıktım balkona. Boş masa arıyorum. E tabi iftar saati, herkes dışarıda oturuyor. Sonunda boş bir masa buldum, hızlıca ilerliyorum. Oturdum masaya, bir sandalye daha var. Tam kahveyi koydum, sigara yaktım biri geldi, oturabilir miyim dedi. Ben de kafamı kaldırdım tabi dedim. Neyse ki saçları dalgalıydı, düz olsa şansı yoktu hiç. Neyse olaya dönüyorum. Tam sigarasını çıkarttı, tabi Lütfi durur mu? Hemen ateş uzattı. Efendim bi teşekkürler falanlar. Neyse sonra "Ben de kahve alacaktım ama unuttum, zor kaçtım kuzenlerimden" dedi. Ben de "İçmedim, alın sizin olsun" dedim. (Nasıl da kuğulum). 'Olur mu hiç'ler, falanlar filanlar zar zor ikna ettim kıızı. Ama beraber içebiliriz benim için sorun değil dedi. Ben de öyle her şeyden tiksinmem. Hele de güzel bir kızdan.. Günah yani, tiksinilmez. "Olur sorun değil benim için de" dedim ben de. Neyse, kahve içiyoruz, sigara falan. İlk defa sigaram bitmesin diye dua ettim sanırım. O da sütsüz şekersiz seviyormuş kahveyi, öyle söyledi. Tabi daha bi sevdim o zaman. Sigarası bitti, hıı, Camel içiyordu bu arada. Ben de severim tabi. Kalkmak üzere, "Bir tane kesmez şimdi beni, bir daha çıkıcam ben zaten sonra" dedi. Benim de beynimde şimşekler tabi o arada. "Beni de kesmez, ben de çıkarım mutlaka" dedim. E tabi top onda, kaçırmadı vurdu hemen. "E beraber çıkalım o zaman" dedi. Top bende. Çok şaşkın, heyecanlı, zaman aleyhime işlerken topu nereye vuracağımı bilemeden durdum, "E numaranı versen de beraber çıkmamız kolay olsa? Saat vermek olmaz şimdi, kesin bir şey söylemek zor, alışveriş bu, kem küm" ettim. Bir anlık duraksadı. Tabi ben de vurduğum topun nereye gideceğine bakıyorum. Ya terslenecektim yani top kendi kaleme gidecek ve kaleci farketmeyecekti, ya da numarasını verecekti yani mükemmel bir top çıkartmıştım ceza sahasına. O an nasıl uzun geldi bana. Sonunda verdi numarayı, "Bir dahaki kahveler benden o zaman" dedi, yazdım numarayı ama adını bilmiyorum. "Aha" dedim sıçtık. Sonra hemen yine bir ampul yandı kafamda. Komikli şeyler söyleyeyim dedim. "Ben de ne hızlıyım ya, adını öğrenmeden telefonunu öğrendim" dedim. Bi güldü falan. "Seda" dedi gitti. Sonra ben de arkasından bakıyorum. "Filmde miyim lan ben? Bu ne böyle?" diyorum kendi kendime. Ben de mesaj attım. "Lütfi" diye. Sonra mesajlaştık, tekrar çıktık balkona, kahve almış sağolsun. Sütsüz, şekersiz. Öğrenmiş hemen. Konuştuk, kahve içtik, sigara içtik. Sonra ayrıldık tabi.

Şimdi de mesaj atsam mı atmasam mı diye düşünüyorum.

Mesaj atsam konuşucaz ve ben gıcık alıcam mutlaka. Huyumu sikeyim. Bir şeyler ciddileşince soğuyorum.
En iyisi bir şey yapmamak. Güzel bir anı olarak kalsın.

Kirlenmemiş anılara ihtiyacım var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder