17 Ağustos 2012 Cuma

-kişisel-

Farkettim ki çabuk bağlanıyormuşum. Gereğinden çabuk. Kendimi böyle bilmezdim. Hep umursamaz olmuştum ben. Hiçbir şeyi siklemezdim. Sevgilimi bile. Bazen olur en yakınım dediğim bile umrumda olmazdı. Yalnızlığı severdim. Hala da severim aslında. Kimseye ihtiyaç duymam. Yalnız başıma içtiğim kahve sigara daha değerlidir hatta benim için. Konuşmayı pek sevmem. Yalnızken konuşmak zorunda kalmam. Düşünmem yeterlidir. Bazen düşünmem de. Sadece müziğe bırakırım kendimi. Bazen ona da bırakmam. Sessizlik de yeterlidir benim için. Öyleydi, hala da öyle. Ama bir şeyler değişmiş sanki bende. Kötü olmuş, bana göre kötü olmuş. Sevmediğim şeyler olmuş. Bağlanmışım. Hiç hoş değil. Bağlandım dediğim de bir kişi değil. Müzik, olay, yer, fincan vs. Bazen kişi de oluyor. Hani biriyle samimi oluyorum, başkası onunla konuşunca kıskanıyorum.Çekemiyorum. Başkası gelip konuşunca sinirleniyorum, o samimi olduğum kişi de onunla konuşunca iyice kaybediyorum kendimi. Aldatılmış hissediyorum kendimi. Bana ait olan bir şeyi kimse bulmasın, bilmesin istiyorum. Bana özel olmalı her şeyim. Belki de o yüzden yalnızlığıma aşığımdır. Kahvem, kupam, müziklerim. Kimsenin ne yaptığını bilmeme gerek yok. Konuşmak da istemiyorum. Sadece yazayım. Belki bazen radyo dinlerim, dinleme ihtiyacımı gideririm. Ama sosyal ortama karışınca kendimi kaybediyorum. Olmuyor, bu bağlanma sorununa bir çözüm bulmam gerek artık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder