19 Eylül 2012 Çarşamba


Belki de bu yüzden yaşlanmak istemiyorum. 50 yeter bana. Hatta o bile fazla. Gerçi "yarım yüzyıl yaşadık be" demek iyi olabilir. Evet 50 yeter. Çünkü inanmıyorum 50 yaşıma geldiğimde yanımda birilerinin olacağına. Belki de çok bencilim, belki Sevmiyorum insanları kim bilir. Yalnız yaşamak çekici geliyor bana. Yazmıştım hatta bununla ilgili. Ama yaşlılıkta hiç de iyi olmaz, eminim. Yaşlı insanlar görüyorum. Otobüse bile binemiyorlar. Çok zorlanıyorlar. Hayır acımıyorum, haddim değil acımak, ama üzülüyorum. 

Yaşlılar da farkında her şeyin. Ölsek de kurtulsak diyorlar belki. Çıkışı olmayan bir yolda eziyet çekmektense, sonsuz, nispeten sorunsuz bir hayata gidelim diyorlar. Belki bundan sonraki hayat daha kötü olacaktır. En azından benim için. Garantisi yok hiçbir şeyin. Belki de hayat yoktur, kim bilir. Ama varsa, onun için yeterli olduğum da sanmıyorum. Bu çok farklı bir evre. Böyle düşünürsek sonuna gelemeyiz. Ama yaşlılık.. Babamın deyimiyle "Kapıya konacak şey değil." Sağlığını kaybetmişsin. Hayatını devam ettirmek için renkli renkli ilaçlar içmek zorundasın. Yemeklerin tadı tuzu yok. Hayat da yemekler gibi. Tatsız, tuzsuz. Çocukların varsa, torunların varsa ayda bir ziyaretine gelirler, sevinirsin, her ay yollarını gözlersin. Ki bu en iyi ihtimal. Belki de bayramda gelirler. Senede sadece iki gün. Bu daha kötü. İşlerini yapamıyorsun, yemeğini yapamıyorsun, tuvalete dahi gidemiyorsun. Nefes almak zor geliyor bir yerden sonra. Eğer şansın yaver giderse bakım evine yerleştirir evlatların seni. Biraz dışlanmış, kenara atılmış hissetsen de nispeten daha iyi bir hayattır bu. Bilirsin ama kabul edemezsin. Zordur, çok zor. Bir de kendimi düşününce, evlilik, çocuklar falan çok uzak bana. Öyle uzak ki hatta. İstemiyorum. Ne evlenmek, ne çocuk sahibi olmak. Belki yeğenlerin olur. Belki de o zamana kalan birkaç arkadaşımın çocukları. Onlardan da medet ummak istemem. Birine yük olmak dünyadaki en acı şeylerden biri. Kemiğe dayanmış bir bıçak gibi, ne çıkartabilirsin onu oradan, ne de yaşayabilirsin onunla. Öyle zor, öyle çaresiz. 

Bu yüzden 50 yıl yeter bana. En azından "Yarım yüzyıl yaşadım şu dünyada, daha ne göreceğim ki?" diyebilirim. Yani 31 yılım kalmış. Koskoca bir 31 yıl. Nasıl biter ki? Yaşadığım 19 yıl bile uzun geliyor. Çocukluğu çıksan 13 yıl. 13 yıldır yaşıyorum. Uzun değil mi sizce de? Önemli olan kalan 31 yılımı iyi geçirmek. Pişman olacağım şeyler yapmadan, kendim için yaşarsam 31 yıl yeter, artar bile benim için.

3 yorum:

  1. İlk cümlesinden son cümlesine kadar kendimi buldum yazıda, sanki ben söylemişim sen yazmışsın gibi yani.. tek fark ben 22 yıldır yaşıyorum.. 50 yıl bana da hep yeter gibi gelmiştir, fakat anne babamın 50 yaşında olduğunu görünce, onlar için erken diyorum.

    YanıtlaSil
  2. Yaşlanmaktan korkuyorum istemiyorum. Ama bizim elimizde değil ki.. Zor yaşlılık. Yılların tecrübesini hiçe sayıyor insanlar çoğu zaman. Erken ölmeyi isterken bencil olduğumu düşünüyorum.. Neyse Allah hepimize huzurlu sağlıklı ömürler versin inş.. Ve sonsuz yaşamımız da güzel olur inş ((:

    YanıtlaSil
  3. anneeem, daha ne ki 19, bi bakmışsın 29 olmuşsun,inan bana bu zamanlarını hatırlamıycan bile :) öyle çabuk geçecek ki, noldum lan ben olcaksın :)

    YanıtlaSil