3 Eylül 2012 Pazartesi

Gaziantep - 1

   Gaziantep dedim dedim geldim sonunda. Evet bu sabaha karşı çıktık yola. Eşyalarım, çekyatım yüklendik geldik. Kayıt işleri sandığım kadar zor olmadı. Birkaç küçük aksilik dışında her şey güzeldi.
   Kayıt olmak için beklerken insanlar konuşuyorlardı kendi aralarında. Belli ki birlikte gelmişlerdi. Aynı yeri kazanmışlardı belki de. Düşündükçe içime bir hüzün çöktü. "Neden ben de arkadaşlarımla aynı yeri kazanıp gidemedim ki birlikte?" sorusu döndü durdu beynimde. Bu soruya biraz ara vermişken Deniz'le karşılaştım. Aynı liseden mezun olmuştuk. Çok yakın değildik ama arkadaştık sonuçta. Beni görür görmez "İyi ki karşılaştık, baksana herkes birbirini tanıyor" dedi. Aldı yalnızlığımı bu cümle.
   Eve geldim sonra. Temizlik falan derken saatler geçti. Annemler döndüler Adana'ya. Yalnız kalmıştım evde. Ne hissettim tam olarak bilmiyorum. Belki özgürlük, belki sakinlik, belki rahatlık. Ama garip de bir şeydi. Çok kez uzak kalmıştım kendi evimden. Ama bu denli uzaklık, hele de uzun süreceğini bildiğin bir uzaklık farklıymış bunu anladım. Mutfak temizliğine girdim sonra. Bir şeyler yiyip bilgisayarın başına oturdum. Öğlen, yapacak bir şey yok, olsa da birileri yok. Tek başına şehri keşfetmek için de akşamoı beklemek lazım tabi.
   Biraz önce çıktım dışarı. Market alışverişi için. "Güzel şehir" diyebiliyorum bu yarım saatlik gezime dayanarak. Yokuşları olmasa daha da güzel olurmuş ama güzel şehir. Hava henüz kararmış, insanlar işlerinden yeni dönerken tatlı bir telaş vardı sokaklarda. En sevdiğim saatler. Herkes kendi derdindeydi, kimse seni umursmıyor. "Kalabalığın içinde yalnız olmak"tı bu evet. Şimdi oradan "Gaziantep'te ne kalabalığı lan?!" diyebilirsiniz ama bilmeniz gereken bir şey var: Gaziantep Adana'dan küçük bir şehir değil. 300 bin az sadece nüfusu, yani kalabalık oluyor, oluyormuş. Şimdi geldim eve, market alışverişimi yerleştirdim dolaba. Poşetlerle gezmek istemediğim için döndüm, gelmişken taze taze yazayım dedim bunları da. Birazdan tekrar çıkacağım. Sigaram yok, sigara almam lazım. Belki de içecek bir şeyler. Ayrıca yemek de pişirmem lazım. İş çok, ama ilk kez üşenmiyorum. Çünkü üzerimde bir baskı yok. Zaten ben bir işi yapmıyorsam %90 ihtimalle biri yapmamı söylediği içindir. Neyse efenim, gidip geldikten sonra Gaziantep izlenimlerimi bildireceğim tekrar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder