18 Şubat 2013 Pazartesi

Çok sefer kapıya vurup kaçtım bugüne kadar. Köşedeki tablacının tezgahının arkasına saklandım parmaklarımla susmasını isteyerek. Çok kez kaçırdım konuşma fırsatını, gözlerine bakma fırsatını. Ama artık yapamayacağım. Kaçtıkça daha da acıtacak.
Bugün vurdum kapıya. "Kim o?" sorusuna anlamasız bir şekilde "Benim!" dedim. Sesimi tanımayacak olan ev sahibine. Ayak seslerini duyuyorum, merdivenlerden iniyor. Kapıya henüz gelmedi ama, bekliyorum. Kalbim yerinden çıkacak gibi de olsa bekliyorum.
İstediğim tek şey kapıyı açtığında orada olabilmek.
İstediğim tek şey bu sefer kendimi yenebilmek.

7 Şubat 2013 Perşembe

Ve bir kez daha kaybedeceğim


Kendi hayatıma yakın bir film izledim. Uzun zaman olmuştu beni anlatan bir film izlemeyeli. İzlediğim filmlerdeki hayatlara özenerek geçirmiştim yıllarımı. Yaşadığım topraklarda asla ve asla yaşayamayacağım hayatlara özenerek. Hepsinden sonra da bir gün çekip gitmeyi düşündüm. Keşke diyorum, keşke benim insanlarım ülkemi bu kadar çok sevmeme rağmen bende gitme duygusu uyandırmasalardı.

Filmin son sahnesi o kadar güzel ve aynı zamanda o kadar hüzünlüydü ki, derin nefesler aldım ağlamamak için. Çünkü ben ağlamam. Son dakikalarda bir sigara yaktım. Hayatımda verdiğim en isabetli sigara içme kararı oldu. Mükemmel bir şarkı girdi filmin sonunda. Hiçbir şey yapamadım, kanepeye yığılıp bakakaldım sadece. Sigaram bitti, yenisini yakamadım. Sadece ekrana bakakaldım. Bir şey hissettim sonra. İçimde bir his. Olmasını istediğim bir şey belki. Kapıya diktim gözlerimi sanki birazdan çalacakmış gibi. Beklediğim kişiyi kapıda hayal ettim. Elini kaldırmış, parmaklarını kapıya dokundurmak üzere. Sadece bir an, bir refleks. Kapıda en ufak bir ses duysam sanki her düzelecekmiş gibi. Kapıya koşacaktım. Ama çalmadı. Her zaman olmadığı gibi, kapı çalmadı. Beklediğim kişi bugüne kadar gelmediği gibi, bugün de gelmedi. Beklemeye devam etmeyi isterdim. Ama dayacak gücümün olduğuna emin değilim.

Bir gün. Bir gün o kapı çalacak ama ben gitmiş olacağım. Çok uzaklarda, kimsenin tanımadığı biri olarak yaşamıma başlayacağım. Ben beklerken gelmeyen, ben gidince gelecek. Çok geç olacak her zaman olduğu gibi. Çok geç. Ve mutlu olma şansımı birkez daha kaybedeceğim.

5 Şubat 2013 Salı

Gitmek hiç bu kadar güzel olmamıştı


Büyük bir hevesle gelmiştim memleketime o sömestr tatilinde. Ailemi özlemiştim, arkadaşlarımı, akrabalarımı. İlk günler güzeldi, hasret giderdik ayrı geçirdiğimiz üç ayın ardından. Üç günden sonra çekilmez olmaya başladı. Hayatım değişiyor, kendiminkinden çok farklı bir yaşam tarzına başlıyordum. Sabahları kahvaltı yapmaya zorlanıyordum. Kahvaltı yapmayı çoktan bırakmıştım. Yıllar önce, okul dershane arasında hayatımı unutmuşken unutmuştum kahvaltıyı. Önceleri, daha küçükken, sadece kahveyle geçiştirirdim. Belki yanında küçük bir tablet çikolatayla. Şimdi büyüdüm, kahve ve sigarayla geçiştiriyorum uzmanların en önemli olduğunu söylediği öğünü. Uzmanlara anlam veremem zaten. Ne yani, bunu söyleyen insan “günün en önemli besini uzmanı” mı? Ailemin evinde kahvaltı yapıyor, kahve ve sigara ikilisinin esaretine bırakamıyordum kendimi. Sigara içemiyordum. Her ne kadar kimseden korkum yokmuş, hayatımı sadece kendim yönetiyormuş gibi görünsem de hala annesinden babasından çekinen küçük çocuktum. Sigara içtiğimi söyleyemiyordum. İçki içtiğimi bilmeleri durumda ne yapacaklarını kestiremiyordum. Akrabalarım var sonra. Teyzelerim, halalarım, kuzenlerim. Okulumun nasıl olduğunu, yaşadığım şehrin nasıl olduğunu, kendi evinde yaşamanın nasıl olduğunu soran ve soracak olan bir sürü insan. İlk sorduklarında gururum okşanmıştı. İnsanların merak edeceği işler yapıyordum. İnsanlar hayatımı merak ediyordu. Ama sonraları bu da çekilmez bir hal almaya başladı.

Arkadaşlarımla buluştum bir gün. Hayatıma devam ederken aklıma bile gelmeyen insanların ne yaptıklarını, neler yaşadıklarını dinliyordum. Komik şeyler anlatıyorlardı sanırım, kendimi gülmek zorunda hissettim. Sessizleştiğimi söylediler. Eskiden daha neşeli bir insanmışım. Sigara içmek için bahçeye çıkmama bu kadar şaşırmalarına anlam veremedim. Kendimi sorguladım önce. Bu kadar mı değiştim ben dedim. Eskiden olduğum insanın yapmayacağı şeyler mi yapıyorum? Daha 19 yaşındayım, eskiden olduğum kişi bir kişi bile değil. Bir çocuktu. Düşünmedim, bıraktım. Zaten insanlar birilerine bir şeyler yakıştırmayı, yakıştırmamayı severlerdi. Benim tek sorunum insanları sorgulamaya çok erken başlamış olmamdı.

Derslerimin başlamasından bir hafta önce geldim artık memleketim olan şehre. Kendimi ait hissettiğim şehre. İnsan nerede yaşıyorsa asıl evi orasıdır dedim. Eve girdim, kahvemi yaptım, sigaramı içtim. Özgürlük müdür bilmem ama, rahatlık olduğu kesin. Belki acımasız bir insanım. Beni özleyen, merak eden insanları terk ettim. Ama beden ve akıl sağlığım için, gitmek hiç bu kadar güzel olmamıştı.