5 Şubat 2013 Salı

Gitmek hiç bu kadar güzel olmamıştı


Büyük bir hevesle gelmiştim memleketime o sömestr tatilinde. Ailemi özlemiştim, arkadaşlarımı, akrabalarımı. İlk günler güzeldi, hasret giderdik ayrı geçirdiğimiz üç ayın ardından. Üç günden sonra çekilmez olmaya başladı. Hayatım değişiyor, kendiminkinden çok farklı bir yaşam tarzına başlıyordum. Sabahları kahvaltı yapmaya zorlanıyordum. Kahvaltı yapmayı çoktan bırakmıştım. Yıllar önce, okul dershane arasında hayatımı unutmuşken unutmuştum kahvaltıyı. Önceleri, daha küçükken, sadece kahveyle geçiştirirdim. Belki yanında küçük bir tablet çikolatayla. Şimdi büyüdüm, kahve ve sigarayla geçiştiriyorum uzmanların en önemli olduğunu söylediği öğünü. Uzmanlara anlam veremem zaten. Ne yani, bunu söyleyen insan “günün en önemli besini uzmanı” mı? Ailemin evinde kahvaltı yapıyor, kahve ve sigara ikilisinin esaretine bırakamıyordum kendimi. Sigara içemiyordum. Her ne kadar kimseden korkum yokmuş, hayatımı sadece kendim yönetiyormuş gibi görünsem de hala annesinden babasından çekinen küçük çocuktum. Sigara içtiğimi söyleyemiyordum. İçki içtiğimi bilmeleri durumda ne yapacaklarını kestiremiyordum. Akrabalarım var sonra. Teyzelerim, halalarım, kuzenlerim. Okulumun nasıl olduğunu, yaşadığım şehrin nasıl olduğunu, kendi evinde yaşamanın nasıl olduğunu soran ve soracak olan bir sürü insan. İlk sorduklarında gururum okşanmıştı. İnsanların merak edeceği işler yapıyordum. İnsanlar hayatımı merak ediyordu. Ama sonraları bu da çekilmez bir hal almaya başladı.

Arkadaşlarımla buluştum bir gün. Hayatıma devam ederken aklıma bile gelmeyen insanların ne yaptıklarını, neler yaşadıklarını dinliyordum. Komik şeyler anlatıyorlardı sanırım, kendimi gülmek zorunda hissettim. Sessizleştiğimi söylediler. Eskiden daha neşeli bir insanmışım. Sigara içmek için bahçeye çıkmama bu kadar şaşırmalarına anlam veremedim. Kendimi sorguladım önce. Bu kadar mı değiştim ben dedim. Eskiden olduğum insanın yapmayacağı şeyler mi yapıyorum? Daha 19 yaşındayım, eskiden olduğum kişi bir kişi bile değil. Bir çocuktu. Düşünmedim, bıraktım. Zaten insanlar birilerine bir şeyler yakıştırmayı, yakıştırmamayı severlerdi. Benim tek sorunum insanları sorgulamaya çok erken başlamış olmamdı.

Derslerimin başlamasından bir hafta önce geldim artık memleketim olan şehre. Kendimi ait hissettiğim şehre. İnsan nerede yaşıyorsa asıl evi orasıdır dedim. Eve girdim, kahvemi yaptım, sigaramı içtim. Özgürlük müdür bilmem ama, rahatlık olduğu kesin. Belki acımasız bir insanım. Beni özleyen, merak eden insanları terk ettim. Ama beden ve akıl sağlığım için, gitmek hiç bu kadar güzel olmamıştı.

2 yorum:

  1. Seni en iyi anlayacak kişilerin başında geliyorum. Bugün 9. günüm Adanada. Sanki olmayan beni oynuyorum. Bir başka kitap açmışlar önüme, kahramanı yok, yer ve zaman var. Ne yaptığından çok, neler yaptırıldığı önemli. Sadece bir günün daha geçmesini bekliyorum...

    YanıtlaSil
  2. bence senin açından güzel bir gelişme. bulunduğun şehri benimsemen ve evim diyebilmen.ilk senende bunu yapabildiysen ne güzel

    YanıtlaSil