4 Mayıs 2013 Cumartesi

Şizofren olduğumu düşünebiliyorsam, şizofren değilimdir.

Merhabalar efendim.
Uzun süredir yazmıyorum. Uzun süredir yazmak için ne vaktim, ne de konum vardı. Şu günlerde zaman ve konu sıkıntısı çekmiyorum.
Evet, şu an saat 3.20, tarih 5 Mayıs 2013 ve günlerden pazar. Çok saçma bir şekilde uyandım uykumdan. Kitap okurken dalmışım. Paulo Coelho'ya sardım bu ara, Portobello Cadısı'ndan sonra Simyacı'ya başladım. Gözlerimi açtığımda aklımda Eminem'in "Not Afraid" şarkısı çalıyordu. Açtım dinledim. Evet, böyle de bir müzik yelpazem var. Koltuk değneklerime zorla da olsa ulaşıp tuvalete gidip geldim. Attım kendimi yatağa. Yattığım yer kapının önü. Hani şu balkona açılan kocaman sürgülü kapılar var ya, orada işte. Doğup büyüdüğüm evde bir odayı geçtim, yatağım bile yok şimdi. Salonda yatıyorum kanepede. Neyse, kendimi kanepeye attım, kapı açık, balkondan öyle bir hava geldi ki, Adana'da yaşamamış birinin bu havayı anlaması imkansız. Bizim apartmanı görmeyen biri de blokların birbirine ne kadar yakın olduğunu anlayamaz. O yüzden burnuma gelen, karşı apartman komşumuzun balkonda içtiği sigaranın kokusuna pek anlam veremeyebilirsiniz. Evet sigara kokusu, gecenin bu mükemmelliğinde gelen sigara kokusu.
Koltuk değneğinden bahsetmiştim. Ayağımı kırdığımdan bahsetmemişim, affola. Evet, ayağımı kırdım, tam bir hafta oldu yatıyorum. Koltuk değneği, tekerlekli sandalye falan uğraşıyorum. Ve bu telaşe içinde, - Gaziantep'ten Adana'ya yapılan acele bir yolculuk, eve akın akın gelen misafirler, sürekli başımda bekleyen bir anne- sigara içmek aklıma bile gelmedi. 4 gündür kendi evimdeyim ve sigara içmedim.
Yazının buraya kadar olan kısmı birazdan yazacağım şeylere nasıl bir hazırlık evresi yaşadığımı açıklıyor. Şimdi asıl yazıya geçelim:

Herkesin hayatında alışkanlıkları ya da yaptığı şeyleri vardır ama ben yine kendi üzerimden gideceğim. Yaptığım, alışkanlık haline getirdiğim o kadar çok şey var kı saysam kimse dinlemek istemez, hatta çoğu insan küfür bile edebilir. Ama bunların en basiti sigara. Çoğumuzun sorunudur. Sigarayı bırakamamak. Oysa hiç düşündük mü ki sigaranın bizi ne denli ele geçirmiş olabileceğini? Ben bir yıldan fazla süredir sigara içiyorum. Son bir yılda sigarasız içtiğim kahve sayısı azdır. Bazen abartığ günde bir paketten fazla sigara içtiğim olmuştur. Kaç gece, sabaha karşı çıkıp da petrolleri gezmişimdir sigara için. Kaç gece arkadaşlarımı uyandırmışımdır, balkondan sigara atsınlar diye. Sigarasız yapamayacağımı düşünürdüm. Sigara bir kaçış mıydı yoksa oyalanmak için bir şey miydi bilmiyorum. Belki herkesin başına geliyordur belki de milyonda bir görülen bir şeydir, belki de basit bir "maymun iştahlılık"tır bu. Bazen bazı şeyleri abartmak. Sigarayı çok abartmışım, zira ayağımı kırdığımdan, Gaziantep'ten Adana'ya ailemin yanına geldiğimden beri sigara içmedim ve açıkçası aklıma gelmedi. Dört saat sigara içmediğim zaman çıldıran ben, dört gündür sigara içmiyorum.

Balkondan burnuma gelen bir sigara kokusu hayatım hakkında çıkarım yapmamı sağladı. Platonik aşklarım düştü aklıma. Bazen olur, birine aşık olurum, kafama takarım, hakkında yazılar yazarım, göndermediğim mektuplar yazarım. Takip ederim, sapığı olurum. Ama bir şey olur birden hevesim kaçar. Bir örnek verecek olursak, birisi vardı, kod adı Bihter. Bir arkadaşımla kim olduğu belli olmasın diye Bihter koymuştuk adını. Bu Bihter'e takılı kalmıştım ben. Çok kısa bir zaman geçirmiştik birlikte ama bana yetmişti sanki. Her şey belirliydi. O da bana aşık olmuştu ama söyleyemiyordu. Senaryom hazırdı. Her şeyi yazmıştım, oynamak kalmıştı sadece. Bu Bihter'i takip ettim ben. Her sosyal platformda peşindeydim. Hakkında dedektif gibi bilgi toplamıştım. Arada konuşuyorduk da ama yetmiyordu. Günlerim kötü geçmeye başlamıştı. Acıya dönüştü, kıskandım bile haddim olmadan. Neler yazdığıma şimdi dönüp bakınca "Vay bee!" diyorum ama öyle bir şeydi ki, her şeyi kafamda kurmuştum. Belki göz göze gelmelerimiz o kadar da uzun sürmemişti, hiçbir anlam taşımıyordu. İzlememi söylediği filmde hiçbir mesaj yoktu, dört kez izlememe hiç gerek yoktu. Gönderdiği, paylaştığı her şarkıyı onlarca kez dinlememe gerek yoktu. Derseniz ki ne oldu sonra? Bilmiyorum. Unuttum. hiçbir çaba sarf etmeden aklımda çıktı gitti. Bihter adını birlikte koyduğumuz arkadaşım sorduğu zaman geldi aklıma. Bir şey söyleyemedim, unutmuştum. Ne zaman ve nasıl unutttuğum hakkında bir fikrim yoktu. Ve neden unuttuğum. Tüm bunların dışında birine aşık olup, elde etmek için deli gibi uğraşıp, elde ettikten sonra hevesimin kaçması durumları da mevcut fakat ona başka bir zaman örnek vermeyi düşünüyorum.

Peki tüm bu olanların açıklaması ne? Neden hayatımda böyle şeyler oluyor ve ben neden böyle şeylere bağlandığımı sanıyorum? Bazen şizofren olduğumu düşünüyorum. Ama sonra şizofren olduğumu düşünebiliyorsam şizofren değilimdir diyorum, geçiyor.

1 yorum:

  1. şizofreni değil de başka bişey. Bende de olur sürekli. Ben de kod adı takarım, kapatmış olduğum facebook'umu tekrardan açarım, sıkı takibe girerim neleri beğenmiş, neleri paylaşmış. Dinlediğimiz gruplar aynı mı, filmler benzer mi. Bi erkek hep yanındadır; ana avrat söverim içimden o erkeğe. Aslında gayet sesli de söverim, yüzüne de sövebilitem var hatta :)
    Veya bi şarkı sözü yazar, sadece sıkılmışız öyle konuşuyoruzdur, çok da mühim olmayan 2 satır şarkı sözü uçurur beni. Bi sebep ararım. Ulan bu kız neden dedi ki şimdi bunu. Mal mı ki boşuna yazsın öyle bişey falan filan derken 2 hafta geçmez çoktan unutmuş veyahutta başkasına sarmış olurum :)

    YanıtlaSil