4 Ekim 2013 Cuma

Nereye gideceğimi bilmiyorum. Büyük kalabalığın içinde, küçücük bir yalnızım. Hangi yol nereye çıkıyor unuttum. Taksiler boş geçiyor, binemiyorum. Hiçbiri götürmeyecek beni, ait olduğum yere. 
Eksiğim yine. Her zamankinden daha eksik bu sefer. Biraz daha yalnız. Biraz daha koyu rengim. 
Hayat damarlarımdan biri koptu sanki. Kalbim olabildiğince yavaşladı. Sakat bir dilenci hızında atıyor; yavaş yavaş, sürünerek. Ne olduğunu kimse bilmiyor, görmedi, inanmadı.

Şimdi ben, parlak bir gökyüzünde, bembeyaz bulutların arasında tek başına siyah bir bulut. Yağmur taşıyorum içimde. Rotası olmayan bir rüzgarla ilerliyorum belli belirsiz. Bir varım, bir yok. Güneşi alınca arkama, güzel bir manzara bakanlar için. Elleriyle kapatmıyorlar artık gözlerini. İçimdeki acı, onlar için doğal bir gölgelik. Henüz karar vermedi rüzgar, nerede duracağıma. Taşıdığım yağmuru nereye bırakacağıma karar vermedi. Damlalarla hangi yolları ıslatıp hangi duvarları yıkacağım hala meçhul. 

Benim acım herkese yetecek.
Küçük siyah bir yağmur bulutuyum bugün. Sürüklenerek tüm şehirleri gezeceğim. Tüm arnavut kaldırımları ıslanacak gözyaşlarımla. Islanmayan bir tek kaldırım taşı dahi kalmayana kadar durmayacak gözyaşlarım. Elbet güneş açacak her geçtiğim sokakta. Islak kaldırımlar kuruyacak, yağmur kokusu iyi gelecek herkese. En son damla düşünce yeryüzüne, ben yine beyaz bir bulut olacağım. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder